5 Ekim 2018 Cuma

sonbahar olmalı

 Çok fazla acı çekiyorum. Bu dönemler ne kadar istemesem de bu acıyı çekmem gerektiğini anladım. Bi aydınlanma dönemi gibi benim için. Yine o ergenlikte kendime acı çektirmek için her gece dinlediğim şarkıyı açtım. Bir süre sonra nefes nefese kalıp artık dinleyemeyeceğimi anlayıp o tarz şarkılar dinlemeyi bırakmıştım. Şimdi tekrar hazırım. Bir yazı yazmıştım. İnsan yalanlar üzerine kurduğu dünyası yıkıldığında ne yapar tarzı sorular sormuştum kendi kendime. Galiba artık hayal dünyam yıkıldı. İlk defa gerçeklerden kaçamıyorum. İlk seferinde herkesten ve her şeyden kaçarak gerçeklerden kaçabilmiştim. Sonra tekrar yüz yüze geldik o gerçeklerle. Dünyanın en güzel aşkını bulup yine kaçabilmiştim. Biliyorum daha fazla kaçamam. Ne olacaksa olsun deyip bıraktım kendimi. Çok fazla acı çekiyorum. Ama ölmeyeceğimi biliyorum. Biraz bu konulardan bahsedince bile yüzüm buruşuyor. Biraz daha zorlarsam ağlayacağım biliyorum. Ki ben senelerdir istese de ağlayamayan biriyim. Bir şeye çok üzüldükten sonra ağlamaya çalışır, bir kaç damla akınca mutlu olurdum.

 Geçmişimi hayatıma dahil etmedim hiçbir zaman. Kabul etmedim. O acıyı çekip daha mutsuz biri olmak istemedim. Ben her zaman gülen, eğlenen insandım. Yaşadığım her şeyi unutup yoluma devam etmek istedim. Her seferinde kaçtım. Çok büyük şeylerdi benim için. O yaştaki çocuğa defalarca 'Git intihar et de kurtulalım artık' denilir mi lan? O yaştaki bir çocuk yalnızlığın gerçekten nasıl bir şey olduğunu öğrenmemeliydi. Hani sizin bildiğiniz yalnızlıktan değil. Keşke öyle olsa. O yaştaki bir çocuk en fazla ne yapmış olabilir de bu kadar acı dolu, öfke dolu bakışlara maruz kalsın? Niye kimse gelip 'Neyin var?' demedi. Belki her şey düzelecekti. Felakete gidiyor gibi hissediyordum. Herhalde bunun sonu delirmek diye düşünüyordum. Belki delirsem mutlu olabilirdim. O zamanları hala kabul edemiyorum. Bunun ağırlığını nasıl taşırım bilmiyorum çünkü. Ben daha olgun biri olamam. Ben salak salak gülmek istiyorum sadece. Ben bu şekilde büyümek istemiyorum. Ben sadece farklı bir renktim. Değişik bir insandım amına koyyim. Niye insanlar bunu böyle görmek yerine beni dışlamayı seçti bilmiyorum. Keşke benim çevremde de benim gibi manyaklar olsa. Bu olanlardan sonra bütün insani özelliklerimi kaybetmiş gibi hissediyordum. Ama bir şekilde yine salak salak gülerek, her şeye heyecanlanarak normal bir insan olmayı denedim. Baya da iyiydim. Ama bir şekilde hep sorun çıktı. Olmadı yani. Eninde sonunda bu çözemediğim, karanlık taraf ortaya çıkıyordu. İnsanlara değer veremiyordum. Yakınlık hissedemiyordum. Sevmiyordum. Bazen onlar beni seviyordu. Sonra benim böyle biri olduğumu anlayıp bana kızıyorlardı. Olmuyor amına koyyim ne yapayım? Ben de çok denedim. Olmuyordu işte. Nasıl değer verilir onu bile bilmiyorum. Daha çok soru mu sorarsın mesela onu da bilmiyorum. Bu sorularla, sorunlarla geçti yıllar. Artık sorunu galiba biliyorum. Benim sike sike o acıyı çekmem lazım. Sahiplenmem lazım. İşin ucunda büyümek de olsa, artık daha az gülmek de olsa. Zaten güldüğümüz yok :D

 Yanımdaki insanların hiçbirini görmemişim. Yalnız kalmak bende saçma bir kibir yaratmış. Hep gözüm yükseklerde olmuş. Kimseyi beğenmemişim. Herkese kızmışım. Aslında herkes benim nasıl biri olduğumu biliyormuş. Ben kendimi normal biri olduğuma inandırmışım. Kendi hayal dünyamda öyleydi. Hatta ben her şeyin en doğrusunu bilen, hiç acı çekmeyen biriydim. O acıyı biraz gören insanları hemen kendimden uzaklaştırmışım. Ne kadar bana yaklaşmaya çalışsalar da yaklaştıklarına pişman olmalarını sağlıyordum. Çünkü istemiyordum. Kimse yanımda olsun istemiyordum. Ben acı çeken biri değildim. Bana yaklaşmaya çalıştıkları için hep art niyet aramışım. Beni sevdikleri fikrini hiç düşünmedim. Düşünsem de buna olanak vermediğim için üstünde durmadım. Hep düşündüğüm bir şey vardı. Beni gerçekten seven insanlarla tanışmak istiyordum. Bir şekilde benim onun veya onların hoşuna gitmem fikri güzeldi. Ama acıyla değil. Sürekli güleriz eğleniriz. Çok da iyi anlaşırız. Beraber çok mutluyuzdur. İşte benim için gerçek sevgi oydu. Ben acılarımı göstermek istemiyordum. Ama ne oldu biliyor musunuz? O insanlar aslında hep yanımdaymış. Benim acılarımı paylaşmak isteyen insanlar varmış. Kendime oluşturduğum o hayal dünyasındaki karaktere ve iğrenç kibrime rağmen benim yanımda olan insanlar varmış. Benim o hep aradığım gerçek sevgiyi aslında kalplerinde taşıyanlar varmış. Hatta o kadar gerçekmiş ki acılarımı paylaşmak istemişler. O iğrenç kibrime rağmen. Ben de var gücümle onları uzaklaştırmaya çalışmışım. Bana aslında neler olduğunu anlatmaya çalışan insanlar varmış. Uykumdan uyandırmaya çalışan insanlar... Dışımdaki dikenlerden bir türlü bana ulaşamayan insanlar varmış. Ve ben hep onlara kızmışım.

  Yüzleşmekten kaçtığım geçmişim var. Ve yüzleşmemek için kurduğum hayal dünyam var. Ve o hep aradığım gerçek sevgiyi ellerinden alıp yere attığım insanlar var. Artık hepsiyle yüzleşmem gerek. Ben böyle olsun istememiştim. Belki hak ediyorumdur bunları. Kibirli bir insanı ben de sevmem. Her şeyi hak ediyordur. Belki ben de hak ediyorum. Ben sadece geçmişimden kaçıp normal bir insan olmak istemiştim. Yine salak salak gülüp eğlenmek istemiştim insanlarla. Kaçmanın tek yolu buydu. Kimseye acılarımı göstermemek tek çaremdi. Ve yarattığım o dünyada gülerek eğlenerek gerçek sevgiyi bulacağımı düşündüm. Bana yaklaşan insanlara, bir şey soran insanlara kızdım hep. Onlar biliyordu. Beni tanıyordu. Benim nasıl biri olduğumu biliyorlardı. Ama ben onları bilmiyordum. Kalbimdeki o iğrenç katılığın, kibrin onlarda da olduğunu düşündüm. Art niyet aradım. Çok kızdım. Ben normaldim, sadece beni rahat bıraksınlar istedim. Çok salaktım. Salak kelimesi yetmiyor. Ne desem bilemiyorum kendime. O insanlara bunu nasıl yaptım bilmiyorum. Hep aradığım şeyi bulduğumda nasıl geri çevirdim bilmiyorum.

  İnsan, kendine yarattığı o ihtişamlı dünya yıkıldığında ne yapar? Kendini görmemek için hiç bakmadığı aynaya bakmak zorunda kaldığında ne hisseder? Böyle çok muhteşem biri olmadığını görmeye hazır mıdır? Ve her şeye rağmen yanında olan insanlara 'Ben muhteşemim, o yüzden yanımdasınız.' dediği zamanları nasıl unutur? Aynadaki halini gördüğünde ne yapar? İnsanların o iğrenç yüze rağmen yanında olduklarını anlamak ne kadar acı verici. Gerçek sevgiyi aramaya artık yüzü var mıdır?

  Bugünlerde çok acı çekiyorum. Bütün dünyam yıkıldı. İçimde hep bir şeye heves vardı. Hep daha iyilerini hak ettiğimi düşünüyordum. Yanımdaki insanlar daha iyilerini hak ediyormuş. Şimdi geçmişe gidip o insanlara nasıl sarılabilirim? Bunu gerçekten o kadar istiyorum ki... Kendimi hep çok iyi biri sanarken, aslında iyi insanlara kötülükler yapan bir canavar olduğumu anlıyorum. İçindeki canavarı da hep saklayan biri. Ben neler yaptığımı göremedim. Kendimi hep en iyisini yapıyor diye düşündüm. Herkese acı çektirmek istedim. Kendime yapamadığım her şeyi diğer insanlara yaptım. Düşününce çok utanıyorum. Her şeyi hak ettiğimi biliyorum. Ama böyle olmayı ben istememiştim.

  İkinci kaçışım aşk sayesinde oldu. Dünyanın en güzel aşkıydı. İlk defa normal insan da olmuştum. O içimdeki buz tutmuş kalbin çözüldüğünü hissediyordum. Ona mektuplar yazdım. Bana her kızdığında şişen yanaklarını ısırdım. Evet bunu defalarca kez, milyonlarca kez anlatacağım. İçimdeki o iğrenç his başka türlü susmuyor. Çok sevdiğim ve defalarca okuduğum bir kitap vardı. O kitabı ilk gördüğünde ilk sayfasını açtı. Annemin bana yazdığı yazıyı gördü, gözleri doldu. Hemen kapattım kitabı. En kötü zamanlarımda odamdan çıkmaz o kitabı okurdum. Annemin bana acıyan gözlerle bakmaya başladığı dönemlerde. Bana ne kadar üzülse de onunla konuşmazdım. Ona da kızıyordum. Bir gün o kitabı sürekli okuduğum için ilk sayfasına 'Seni seviyorum oğlum' yazmış. O kızın bu yazıyı görmesini istememiştim. Ben öyle biri değildim. Ama o benim nasıl biri olduğumu hep biliyormuş. Artık yine sorunlar çıkmaya başlamıştı. Bu acılar sorun yaratıyordu. Eskisi gibi olamıyordum. O kız kapıma gelip ağladı. 'Paran mı yok?' dedi. 'Neden dışarı çıkmıyosun?' dedi. Ben onunla dalga geçtim. Hala kendimce saklamaya çalışıyordum. Her bu tarz sorular sorduğunda ona kızıp bana karışma falan derdim. Veya dalga geçerdim. Herkes benim nasıl biri olduğumu hep biliyormuş. Neden bir kez olsun anlatmadım bilmiyorum. Annem benimle konuşabilmek için bir sürü şey denerken hatta 'Benimle hiç konuşmuyorsun' diye karşımda ağlarken neden hiç kalbim sızlamadı bilmiyorum. Anlatmak yerine daha da kendi içime kapanıp acı çekiyordum. Ben bu duygularla ne yapıcam bilmiyorum.Geçmişi değiştiremiyorum. O kıza bugün mesaj attım. Artık umrunda değilim biliyorum. Ama ben kendimi affedemiyorum. O hep aradığım gerçek sevginin en güzelini bulmuşken niye böyle iğrenç şeyler yaptım bilmiyorum. Onunla bir sürü şey yapmayı deli gibi isterken neden ona çok kızdım bilmiyorum. Heyecanlı heyecanlı annesiyle tanıştırmaya çağırırken neden ona çok kızdım bilmiyorum. Anlattığım mesajda biraz olsun anlatmaya çalıştım bunu. Beni affet dedim. Mesajımı bile engellemiş. Veya yazmıyor artık işte. 'Ben de seninle her şeyi yapmak istiyordum ama içimdeki canavara engel olamadım' diyemiyorum artık. 'Bütün gücümle sarılsam ne kadar acı çektiğimi hissedebilir misin?' diyemiyorum. Herkesin kalbi kırılmış. Artık alışmışlar. Umursamıyorlar. Ama ben içimdeki canavar yüzünden çok fazla vicdan azabı çekiyorum. O kız bana gerçekleri söylemişti.

  Bu utançla nasıl yaşanır bilmiyorum. Kendimi çok iyi biri gibi gördüm hep. Şimdi her şey çok ağır geliyor. O hayal dünyasını kurmaya başladığım zamana geri döndüm. Yaşamam gereken acıyı yaşıyorum artık kaçmadan. Belki zamanında kaçmasam böyle bir canavara dönüşmezdim. En azından hala aşk olsaydı hayatımda. Yüzleşmek bu kadar zor olmazdı. Artık o başkalarıyla aşk yaşıyor. Herkese nasıl aşık olabilir bir insan bilmiyorum. Keşke ben de öyle olsaydım. Ama bunu diyebilecek bir lüksüm yok ona. Ben hepsini hak ettim. Onu başkalarıyla görmeyi de hak ettim. Çünkü biraz olsun insan olsaydım hep yanımda olurdu biliyorum. O okula gitmeye başlamıştı. Sırf ben evdeyken sıkılmayayım diye kedi aldı bana. Ben evden çıkmıyordum çünkü :D Nasıl biri olduğumu bilmiyordum ama bana çok güzel bakıyordu. Kendi tarzımda aşkı yaşıyordum. Onunla tanıştığım zamanlar ne kadar kendimi normal görsem de hiç normal değildim. İnsanlarla çok fazla yakın olmaya hala hazır değildim. Annesiyle tanışmaktan da bu yüzden korkmuş olabilirim. Aslında normal olmadığım her halimden belliymiş. Bambaşka biri olduğumu düşünüp yaşamışım hayatımı. Bana 'Sevgilim beni annesiyle tanıştırdı, hem de elimden tutarak.' demişti sonradan. O çok canımı yakmıştı. Benden başkasıyla evlenmeyi bile düşünebilmiş demek ki. Yıllar boyunca bir kere bile evlilik konusunu konuşmadım. Ne kadar istesem de yapamıyordum. Ona kızıyordum. Benimle evlilik için mi sevgili oldu diye düşündüm. 'Ben seninle ciddi düşünmüyorum' dedim hep ona kızarak. Ben ilk defa bir kızı annemle tanıştırmıştım. Ki annemle aramız da bok gibiydi. Heyecandan ne yapacağımı bilememiştim. Ama çok mutluydum. Elini tutmayı bırak elimi ayağımı nereye koyacağımı bilmiyordum. Benim için çok büyük şeylerdi. Onun için değilmiş. Başkalarına da bana baktığı gibi bakabiliyor. Bunu da hak ettim galiba. Bununla yüzleşmeyi de hak ettim. Ben her şeyi hak ettim. Artık her şeyle yüzleşmeye hazırım. Keşke aşık olmasaydım. Daha kolay olurdu.

   Bana inanan insanları nasıl bu kadar zehirleyebildim bilmiyorum. Bu his nasıl geçecek bilmiyorum. Hiçbirine sarılamıyorum. Sarılıp hiç bırakmasaydım keşke. 'Ben çok acı çektim, istesem de normal insan gibi davranamıyorum. Ama iyi ki varsın' diyebilseydim keşke. Kalbim olduğunu gösteremiyorum kimseye. Bundan sonra elime alıp gezsem güzel olacak. Çok acı çekiyorum.

  Ama artık kaçmak yok  Bu sefer istediğim hayat için savaşmam gerektiğini biliyorum. Bahanelere sığınmadan yapmam gereken her şeyi yapıcam. Bu sefer ayağa çok güçlü kalkmalıyım. Yeni hayaller kurmalı onları yapmalıyım. Kendi hedeflerime koşmam gerek. Ben kıyıda köşede kitap okuyup mutlu olmaya çalışan biri olmak istemiyorum. Mutsuzluğuma bahane bulmak istemiyorum. Bu paragrafı sonradan ekledim :d Çok fazla umutsuz olduğumu farkettim. Yaşlı bir insan gibi sızlanmayı bırakmam gerek.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder